Tarihçe
Adanın hakkındaki ilk yazılı bilgiler, coğrafyacı Strabo ile tarihçi Plinius''un kitaplarında bulunuyor. Ancak bu tarihten çok önce Ankara ile bağlantı henüz varken avcılıkla geçinen bazı ilkel toplulukların bölgeye geçen hayvanları izlediği, ana kara ile bağlantı kesilince kendilerine yeni bir yaşam biçimi geliştirdiklerini, kısıntıya uğrayan avcılığa azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçimlerini sağlamaya çalıştıklarını düşünebiliriz. Ayrıca fazla tehlikeli olmayan Kapı dağı ve adalar denizini aşarak gelen topluluklar olabileceği göz ardı edilmemeli.
Durum ne olursa olsun son yıllarda Avşa kumsallarında bulunan çeşitli çakmak taşı, kemik, pişmiş toprak aletler ile değişik taş baltasının coğrafyacı ile tarihçinin yazdıklarından çok daha eskilere gittiğini ortaya koyuyor. Ayrıca kuyu hafriyatlarından deniz seviyesinin 4 metre daha derinde çıkan çanak-çömlek örneklerinden Marmara Denizi''nin en az dört metre yüksekliği veya adaya 4 metre çökertecek şiddetli bir yer sarsıntısının olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Bu bulgular ile ilk yazılı belgeler arasındaki boşluğu dolduracak bilgilere henüz sahip değiliz. Dolayısıyla bu konuda arkeologlarımızın yardımına ihtiyacımız var. Kizikoslu Diogenes Propontis adalarından söz ederken Ofiousa ile Fisia''yı birbirinden ayırma gereğini duyuyor. Plinius adaya Ophiussa diyor. Bizans tarihlerinde adanın adı Afousia olarak geçmekte. Adalarda incelemeler yapan tarihçi Gedeon''a patrikhane tarafından verilen 1892 tarihli tavsiyenamede de adanın adı Adusia olarak yazılmış.
Rumlar ise buraya, göç etmeden önce Afissia adını vermişlerdi. Halen eski adı Türkçeleştirilmiş olarak kullanılmaktadır:AVŞA. Ada genelde hiçbir zaman büyük gelişmeler göstermemiş Hristiyan din adamlarının sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Halen ada da bir manastır (St.George) ile bir şapel harebesinden başka eski eser izi kalmamıştır.
Avşa''ya ulaşmak çok kolaydır. Yazın her sabah Karaköy Rıhtımı''ndan bir, bazı günler ise iki vapur kalkar ve sizi altı saat te Avşa''ya ulaştırır. Temmuz ile Ağustos aylarında Sirkeci''den kalkıp Bostancı''ya uğrayan bir, bazı günler ise iki deniz otobüsü aynı yolu üç saatte alır. İsterseniz Erdek''ten büyük motorlar veya feribotla iki saatte ulaşabilirsiniz. Dilerseniz Tekirdağ-Avşa, Şarköy-Avşa seferi yapan büyük motorlar bulabilirsiniz. Onlarda sizi iki saatte Avşa İskelesine bırakırlar. Dünyada bütün yollar Roma''ya çıkıyorsa, gördüğünüz gibi Marmara''da bütün yollar Avşa''ya gider.
Adanın Konumu
Marmara Denizi''nin güney batısında 3 büyük (Marmara-Avşa-Paşalimanı) ve 9 küçük (Ekinlik-Koyun-Mamali-Hasır-Pale-Fener-Asmalı ve Paşalimanı koyundaki iki adacık) ada vardır. Marmara adaları ismini taşıyan bu adalar, yapı ve yer şekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası''nın Marmara Denizi''ndeki uzantısı görünümündedirler. 4. zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması sonunda, anakara Kapıdağ Yarımadası''ndan ve birbirinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır.
Avşa Adası''nın Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 m arasındadır. Sadece Ekinlik Adası''nı birleştiren kara parçası 1-4 m derinlikte olduğundan sakin havalar da bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır. Adanın uzunluğu 9 km, eni 4 km kadardır. Toplam yüzölçümü 36 km²''dir. Adanın batısında, üzerinde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.
Coğrafi Yapısı
Takım adalara adını veren ve grubun en büyüğü olan Marmara Adası orta kesiminde 700 metreyi bulan yüksek bir ada görünümünde iken, Paşalimanı, Avşa ve Ekinlik adaları yüksekliği 100-250 metre arasında değişen basık ve yumuşak görünümlü yassı adalardır ve İstanbul''a yaklaşık 65 (64.840) Mil uzaklıktadırlar. İstanbul''un kirli kıyılarından kaçanlar ile deniz ve tatil hasretlerini gidermek isteyen Ankaralılar gözlerini Marmara'' nın bu güzel adalarına çevirdiler.
İlk öncüler Marmara Adası'' na ayak bastılarsa da kıyıdaki kumsalların azlığı hemen arkada yükselen ve dikleşen arazi ile Belediye Teşkilatının katı imar kuralları yüzünden gözlerini biraz ötede kıyıları boyunca uzanan geniş ve ince kumlu plajlar, yumuşak arazi yapısına sahip Avşa Adası''na çevirdiler. Ayrıca henüz konut yapımına daha yumuşak bakan Köy Kanunları (1992''de Belediye oldu) geçerli idi.Bu nedenle 1969 yılından itibaren Avşa Adası Marmara Bölgesi'' nin vazgeçilmez turistik merkezi durumuna geldi. Bu olay köy ekonomisinin birden bire gelişmesine ve aranan her şeyin kolayca bulunduğu bir konuma getirdi.
Avşa Adası, diğer adalar gibi anakara Kapıdağı''na bağlı idi. Dördüncü zamanın sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ile anakaradan ve birbirlerinden ayrıldılar. Bu nedenle Avşa ile Marmara Adası arasındaki derinlik 35 metrede kalır. Avşa ile diğer adalar ve Kapıdağ arasındaki derinlikler 16 metreyi geçmez. Özellikle Avşa ile ekinlik adasını birleştiren kara parçası 1 metre ile 4 metre derinliği ancak bulur. Sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkündür. Adanın yapılan zemin etütlerinde granit taştan oluşmuş olduğu uzmanlar tarafından belgelenmiştir. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra adada hiç bir yıkım olmamıştır.
İklim
Avşa Adası Marmara'' nın orta bölümünde bulunduğu için bölge iklimi gibi bazı özellikler taşır Akdeniz ikliminin birçok özelliğini yansıttığı gibi Karadeniz'' in etkisi de kendini gösterir. Kış döneminde bu bölgenin güneyinde ve Akdeniz üzerinde oluşan hava akımları alanı orta ve doğu Avrupa üzerinde bulunan kuzey cephenin güneye doğru kayması sonucu batıdan gelen kar ve yağmur getiren siklonların ve bunların cephesel faaliyetlerinin etkisinde kalır. Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar. Bunun yerini farklı bir sistem alır. Bu değişiş güneşin görünürdeki hareketi ile Büyük sahra üzerindeki yüksek basınç kuşağının Akdeniz üzerine yerleşmesi ve bu iklim bölgesinin Marmara''yı etkisi altına almasından ileri gelir.
Ortalama sıcaklık ile en soğuk ay Ocak''tır. Yaz döneminde bir tarafta Basra Körfezi''nde oluşan alçak basınç, diğer taraftan Avrupa üzerindeki yüksek basıncın sonucu ada kuzey, kuzeybatı yönlü rüzgarların etkisinde kalır. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için ada yazın kuzeydeki soğuk cephenin dalgalanışına bağlı olarak bazen kısa süreli fırtınaların etkisinde kalır. Bu kısa süreli fırtınalar Avşa''nın güzelliğine renk katar. Köpüklü bir denizin güzelliğini seyretmek kadar güzel şey yoktur adada. En sıcak ay 24.6 ortalama sıcaklık ile Temmuz''dur. Yağmurlar en çok Aralık ayında görülür. Çok nadir olarak yağan kar Ocak Şubat aylarında düşer.
İstanbul''un gürültüsü ile içli dışlı olmuşsanız eğer, Marmara Adası''nın dinginliği ilk anlarda beyninizi uyuşturur...
Güneş batarken, ufuk hattında önceleri bir karaltı belirir. Bir süre sonra Asmalı Adası''nın çakarı göz kırpmaya başlar. Asmalı, Marmara Adası''nın adeta İstanbul yönündeki ileri karakoludur. Adanın arkasında ağ seren küçük motorlara, kayıklara rastlarsınız. Bazıları ağda, bazıları oltanın ucunda nasibini arayan Marmaralı balıkçılardır bunlar. Güneş batarken ya da doğarken çıkarlar denize... O sessizlik içinde fısıltıları bile duyarsınız.
Giderek kirlenen Marmara Denizi''nde, denize girilebilecek "sağlıklı" iki-üç yerden birisidir Marmara Adası. İstanbul''a deniz yolu ile kuş uçuşu 72 deniz milllik uzaklığıyla, bir sürat teknesiyle 2.5 saatlik mesafededir...
Sahile yakın yerlerde zeytinlikler, bağlar, yükseklerdeki kızılçamlar ve güneydeki makiler, Marmara Adası''nı yakınındaki diğer adalardan hemen ayırır. Hemen yakınındaki Avşa''da turizm sezonu sazlı, cazlı gümbür gümbür yaşanırken, Marmara''da sakinlik ve mütevazılık göze çarpar. Belki de bu nedenle ada doğal yapısını bugüne dek korumayı başarabilmiş.
Dört köyü var
Marmara Adası''nda merkeze bağlı dört köy bulunuyor. Çınarlı, turizm sezonunu en canlı geçiren köylerden biri. Bir zamanlar pekmezi ve şarabıyla ünlü Çınarlı''da artık bu iki üründen söz edilmiyor. Şimdiki geçim kaynağı balıkçılık. Köyde otel ve motellerin yanı sıra çok sayıda pansiyon bulabilirsiniz.
Marmara''nın merkeze 5 km. uzaklığında yer alan Gündoğdu Köyü''nde pansiyonculuk 1985 yılında başlamış. Köyde pansiyonların yanı sıra restoranlar, benzin istasyonu ve postane bulunuyor. Geçmişte şaraphaneleri ve zeytinlikleriyle ünlü Gündoğdu''da artık ne şarapçılık kalmış, ne de mahzen... Ama yeşil doğa örtüsü diriliğini ve güzelliğini hâla koruyor.
Adanın güneydoğu sahilinde yer alan iki köyden biri olan Topağaç''ın bugünkü halkı Bulgaristan, Selanik ve Arnavutluk göçmenleri. Köy geniş bir ovaya kurulmuş ve verimli topraklara sahip. Topağaç, adanın sebze ambarı olarak anılıyor.
Taze balık ve ev yemeği...
Mangal yapmak, kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenler için de olanaklar mevcut. Yalnız ateş yakmak konusunda kontrollü davranmak ön koşul, çünkü her yan ahşap ve ağaç dolu.
Asmalı Köyü, merkeze 15 km. uzaklıkta. Yeşillikler içindeki görkemli evleri ve sakin yaşamıyla dikkat çeken Asmalı''nın sakinleri Sürmeneliler ve Bulgaristan göçmenleri. Köydeki bazı evler pansiyon olarak kiraya veriliyor. Ancak sayıları çok kısıtlı. Her zaman taze balık bulabileceğiniz restoranı, size adanın ev yemeklerini de tattırıyor.
Adanın kuzeyindeki Saraylar Köyü''nün, zengin mermer yataklarından çıkartılıp işlenen mermerlerin nakledilmesi için oldukça büyük bir limanı var. Mermer ocaklarının yer aldığı köyün güney yamaçları, uzaktan bakıldığında köstebek yuvasını andırıyor. Bu mermerlerin büyük bölümü ülke dışına ihraç ediliyor.
Bugüne kadar gitmediyseniz kaybınız büyük. Marmara Adası gerçekten keşfedilmeye değer!
Marmara Adası dünyada ada olarak rutubeti olmayan 2 adadan biridir. Rutubet olmama sebebi adamızda çıkan mermerin rutubeti emmesi sayesinde oluşur. Aynı zamanda havası temiz ve oksijeni boldur.