İster zirveye çıkıp kuşlar gibi uçun,
isterseniz adalara yolculuk yapıp farklı koylarda yüzün; Ölüdeniz...
Fethiye girişinde yoğun trafiği ile fark edilen Ölüdeniz Kavşağı sizi önce
yerleşimin hızla geliştiği Hisarönü mevkiine, sonra rampa aşağı Belcekız ve
Ölüdeniz sahiline getiriyor.
Ölüdeniz başlığı altında bu üç ana merkez çevresinde daha bir çok gizli cennette
yaşanan olağanüstü heyecanlar büyülü güzellikler ile dolu mekanlar a sahip
yörede Babadağ yamaç paraşütü tutkunlarını, Kayaköy antik kentlere meraklı
olanları, denizden yakın çevreyi merak edenleri ise günübirlik tekne turları
bekliyor.
Spor, doğa, tarih gibi özellikleri bünyesinde toplamış olan Ölüdeniz de önce
denize açılmak üzere günübirlik düzenlenen tekne turlarına katılarak hem
ekonomik, hem de gün boyunca farklı koylarda deniz banyosu sunan hareketli,
eğlenceli, yemekli, gezi sağlayan acentelara uğruyoruz. Belcekız sahilinde yer
alan acentelardan akşam veya sabah gezi öncesi alacağınız biletle saat 10.30 dan
itibaren gezi teknelerine biniyorsunuz.Arzuya göre teknelerin güneşlenme
terasını veya alt kattaki masalı bölümlere yerleşen gezi severler, eğer yan yana
yanaşmış olan 7 acentenın Focus, Eyüp Reis, Eftelya, Eazy Rider, Hazer 2, Volkan
3 gibi isimler taşıyan tekneleri önden attıkları çapaları üst üste gelmemişse
saat tam 11.00 de birbiri peşi sıra hareket ediyorlar.
Bir yandan güneş yağları sürülüp minderlere uzanarak güneşe teslim olunurken,
diğer yandan teknelerin hoparlörleri ile yapılan Tarkan, M.Sandal, Petek Dinçöz
ün popular şarkıları eşliğinde görevlilerce içecek siparişleri isimler yazılarak
alınıp kendilerine sunuluyor. İlk durak "Mavi Mağara" burada yan yana yanaşan
tekneler 15 dakika yüzme molası veriyor isteyenler mağaranın içinde masmavi
sularda yüzüyor.Teknede bulunan palet, gözlük, şnorkel, gibi deniz
malzemelerinin yanı sıra yüzme bilmeyenler için can yeleği de veriliyor. Bu
avantaj sayesinde bu tip malzemeleri beraberinizde taşıma zahmetinden
kurtuluyorsunuz. Mavi mağaradan hareketle öğlen saatleri içinde bulunduğunuzu
saate bakmadan teknelerde başlayan ızgara kömür kokusundan anlıyorsunuz.
Her mola da göreceğiniz dondurma botları teknenize yanaşıp ortadan kesilmiş
küçük boy kavunların çekirdeği çıkarılmış yuvasına koydukları sade ve çikolatalı
dondurmaları kağıt peçete ve plastik kaşık eşliğinde "kavunlu dondurma"adıyla
sunuyorlar. Dondurmacı botlarda poğaça, kek, börek satışı da yapılıyor. İkinci
durak "Kelebekler Vadisi", burada tam bir saat mola veriliyor tercihe göre büyük
çoğunluk ağaçların altında bir müddet yürüyerek kayalıklara tırmanıyor cılız bir
şelale altında serinleyip kayalıklarda yaşayan ve nisan, mayıs aylarında daha
çok gözlenen kelebeklere bakıp Kelebek Vadisinden ayrılarak 45 dakika içinde
tekneye geri dönüyorlar.
Bu arada teknede anı fotoğrafları çeken görevli bu durakta filmleri
banyo,baskı işleri için son etaba yetiştirmek üzere ayrılıyor. Vadi yürüyüşü
yerine kumsaldan denize girenler tekne kaptanının çalan düdüğü ile toplanıp,
üçüncü durak olan bir saat yemek, deniz molalı "Akvaryum"a geliniyor.Burada yol
boyunca ızgarada pişirilmiş olan tavuk kanatları ,makarna, salata, patates
ilavesi ile konuklara sunuluyor.Eğer gezi için Ölüdenizdeki tekneler arasında en
büyüğü olan Grand Focus''u seçmişseniz içinde 28 metre Aquaparkı bulunan teknenin
başındaki sarı tünelin ağzından girip su eşliğinde tekne içinde yol alıp kayarak
denize ulaşabiliyorsunuz bu kayma sırasında yolcular ın çığlıklar atarak bir
hayli eğlendikleri gözleniyor.
Teknelerin peşini bırakmayan gözlemeci sandalı, tekne içinde hamurunu oklava
ile önünüzde açıp, kızgın saç üzerinde sıcak sıcak pişirdikleri gözlemeleri
sarıp sarıp tekneye uzatıyorlar.Mashar Alanson un çevreye uyum sağlayan "Yandım
yandım, baka baka doyamadım, sarhoşluğum geçmedi hala," mısralarını içeren
parçası eşliğinde denize girenler, beşik gibi bir o yana bir bu yana tatlı tatlı
sallanıyor. Bi düdük, bi korna, bi nara demir alınıyor.
Bu molalar sırasında iki arada bi derede balık tutanlar ada
rastlanıyor.Akvaryum koyu sonrası belki de en etkileyici koylardan biri olan "Ayanikola
Adası", (Gemiler Koyu) na gelen tekne yolcuları 3 milyon ücret ödeyerek
Ayanikola Adası''nın kilise kalıntılarını veya çevrenin yüksekten görünümünü
doyasıya görmek, fotoğraflamak için adaya tırmanıyorlar. Denizi tercih edenler
ise bu bölümde hem yüzebiliyor hem de sürat motoruyla 5 milyon ücretle su
kayağı, banana, hamburger gibi tekne arkasından çekilen su oyuncaklarına binme
imkanı bulabiliyorlar.
"Deve Plajı" sondan bir önceki deniz molası verilen kıyı oluyor. Kumsala
kıçtan yanaşan tekneler sahile indirdikleri köprüleri ile yolcularını
çıkarıyorlar .Bu yanaşmalar sırasında yolcuların tekrar binişlerinde tekneye
ayaklarıyla kum taşımamaları için mutlaka ayaklarınızın suya batması için tekne
ile kumsal arasında gerekli mesafeyi özenle koruyacak şekilde demirliyorlar.
Burada da Akvaryum koyunda olduğu gibi "Aqupark" ın tekne başındaki kafes kapağı
açılıyor denize kayarak girmek isteyenlere bir olanak daha sağlanıyor. Anı
fotoğrafları çeken görevli bu koyda yetişip fotoğraf çektirenlere resimlerini
teslim ediyor.
Son durak olan ve aynı koyun karşı sahilinde yer alıp akşam saatlerinde
gölgede kalan "Soğuksu" ya geliniyor. İsminden de anlaşılacağı üzere dipten
içinden kaynayıp deniz suyuna karışan soğuk tatlı sular yüzenleri uyarıcı
soğukluğu ile neşelendirip coşturuyor. Hünerlerini göstermek isteyenler 25
metrelik kayalara çıkıp tepelerden denize atlayarak show yapıyorlar.Yörenin en
temiz suyu olarak adlandırılan Soğuksu koyunda yüzme sonrası tekrar tekneye
çıkanlara bu defa soğuk dilimlenmiş karpuz ikram eden mürettebat gün boyu
harcama yapanların ekstralarını tahsil ederek 18.00 de gezi teknesi sahile
yanaşıyor.
YAMAÇ PARAŞÜTÜ
Fethiye Ölüdeniz''i Bodrum''dan, Marmaris''den ayıran en büyük özelliklerin
yöreye özgü klimatik havanın oluştuğu Babadağ''dan yamaç paraşütü yapılıyor
olması.Uçma tutkusu, cesareti olanlar Belcekız sahilinde hizmet veren 7
acentedan birisine gelip uçmak istediklerini belirtiyorlar. Profesyonel yamaç
pilotları eşliğinde uçacak olanlar 50 sterlin veya yaklaşık 130 milyon TL.
ödeyerek atlayış için 50 bin Euro tutarında teminatla sigortalı olarak uçuşa
hazırlanıyorlar. Paraşütçüler havanın öğleden sonra daha da ısınması ile havada
kalış süresi 45 dakikaya kadar çıkarken sabah saatlerinde 30 dakikada yumuşak
iniş yapılabiliyor.
Pilotlar ve uçucu yolcuları gerekli malzemeleri alıp 4x4 lere binerek 1950
veya 1965 metre yükseklikteki uçuş pistlerine ulaşmak için 25 km lik Babadağ
yolunu tırmanıyorlar. Burada paraşütler yere seriliyor, tulumlar kasklar
giyiliyor ve pilot uçacağı kişiye son olarak yapması gerekenleri anlatıyor.
Rüzgarın esmesi ile şişen paraşütle yamaç aşağı koşarak uçuşa geçiliyor.Birbiri
arkasına gelen 4x4 ler ile bir anda havada 15''e yakın paraşüt görme imkanınız
olabiliyor. Kalkış sırasında rüzgarın ani yön değiştirmesi veya pilotun
yapmasını istediği hareketleri yapmada geciken uçucu yolcu koşmakla durmak
arasında tedirginlik yaşarsa düşmelere neden olabiliyor, yamacın dibinde son
anda uçuştan vazgeçip eski kalkış noktasına dönülerek uçuş tekrarlanıyor.
Eğer havada olumsuz bir durum ile karşılaşılırsa bu defa yedek paraşüt
açılarak denize iniliyor. Bu çok seyrek rastlanan durumda, çevreyi kontrol eden
botun anında düşme noktasına gelip yardımıyla paraşütçüler sahile çekiliyor.
Normal uçuşlarda eğer yolcu isterse pilot yolcuya adranalin yükseltici, heyecanı
artırıcı,artistik hareketler olan "Spiral", Ringover" gibi burgu, vida benzeri
paraşütün ekseni etrafında dönüş hareketlerini yaptırıyor.Belcekız sahilinde
kumsalın gerisinde bulunan iniş pistlerine adeta konan paraşütçüler görevlinin
yardımıyla paraşütlerini bağlayan kemer ve kelepçelerden kurtuluyor ve istinasız
hepsinin yüzünde mutluluk gülücüklerine rastlanıyor.
İZLENİMLER
Şimdi de uçmadığım için havada yaşamadığım yamaç paraşütü izlenimlerimi,
konuştuklarımı anlatacağım.
Önce pilotlar: Günde birkaç kez uçuş yapan ve bugüne dek 3000 atlayış yapan
yamaç paraşütü pilotuna, bana çılgınlık gibi gelen bu tutkunun nasıl bir şey
olduğunu sorduğumda cevabı şu oldu: Sana nasıl anlatayım bilmem ki, acaip bir
şey, yaşaman lazım, uçuyosun ,çok güzel. İyi ama dedim güzel olan ne ? neye
benziyor ? nasıl bir zevk? Bu defa durdu, bekledi düşünebiliyor musun tepende
bir naylon parçası iplerle tutmuşsun uçurtma gibi havadasın özgürsün Babadağ''ın
klimatik ortamında çiçek tozları ,arasında sedir ağaçlarının buram buram
kokusunu teneffüs ederek uçuyorsun, kuş gibi süzülüyorsun altında Türkiye''nin
tanıtım posteri olmuş doğa harikası Ölüdeniz Kumburnu silueti, karşında
Ayanikola adası Gemiler koyu...daha ne diyeyim?..
Bu pilot diğer konuştuklarım arasında olayı en iyi ifade edeniydi konunun
üstüne gitmeye devam ettim.Uçurduğun yolcular, ilk kez uçanlar sana ne
diyor,havada neler hissediyorlar, ne yapıyorlar diye sorular yöneltim. Bu defa
gülümsedi anlat yaa dedim mesela hanım yolcular ne diyo.Biri geçen haftaydı
havadayken bana dönüp "Better than sex on sunday " demişti.(paraşütle atlamak
hafta sonu sex inden daha iyi) bazen mutluluk noktasını aşan da oluyor , dönüp
pilotu öpene de rastlanıyor. Diye ilave etti.Giyinme faslı bitti, kancalar
takıldı, kontroller yapıldı, rüzgar geldi, paraşüt suuuussssst sesi ile
yükseldi.
Sadece konuşmaları duymak için dikkat kesildim.Yamaçın dibinde Pilot sordu "Are
you ready" (Hazırmısın) adalardan olduğunu tahmin ettiğim bayan yolcu cevap
verdi YES. Bu defa hanım yolcu sordu -"Do you love me? "Pilot YES dedi..onu da
duydum. Yamaç aşağı koşmaya başladılar. "Koş" dedi. Pilot "run....run...run...ruuuuunnn......"
diye sesi boşluğa uzanırken ayakların yerle teması kesildi, paraşüte bağlı
kundaklara oturarak süzüldüler........
Babadağ''da yamaç paraşütü atlayışı yapan
Studiocat''ten Nejat Bey''in izlenimleri
Plajda sakin sakin, masmavi, pırıl pırıl sulara kendinizi bırakmak size
yeterince keyif vermiyorsa, gün boyunca siz plajda uzanırken başınızın hemen
üzerinde akbabalar gibi dolaşan yamaç paraşütlerine korkmadan (yükseklik
korkunuz olsa bile) heves edebilirsiniz...
Göründüğünden daha az ürkütücü ve zevkli olan bu sporu denemek için sahil
boyunca yer alan Tandem Paragliding şirketlerinden birini seçmeniz yeterli
olacaktır ki Focus bu şirketlerin en tecrübeli pilotlarına sahip olanlarından
biri. 2002 yaz sezonu itibarı ile 70 Pound ödeyip (bazen pazarlığa tabi)
rezervasyonunuzu istediğiniz zaman dilimine yaptırabiliyorsunuz ki tavsiye
edilen saat sabah 08:30 uçuşudur. Güneş ardınızda kalır, hava temizdir, görüş
alanı yüksektir. Fotoğraf makinası ya da kamera çekimi yapmaya niyetliyseniz
08:30 uçuşuna kaydınızı yaptırdıktan sonra yere inenleri izleyebilirsiniz prova
olsun diye.
Ne giydiğiniz pek önemli değil şort ve t-shirt, sağlam bir ayakkabı (tercihen
bot) ile sabah ya da seçtiğiniz saatten 10 dakika önce o şirketin önünde olmanız
yeterli. Ortalama 10-15 kişi ile başlıyorsunuz Babadağ tırmanışına, tabi bir
kamyonet ile...
Yol zor gibi görünse de şoför günde 6-7 kez tırmanıyor olmanın rahatlığıyla sizi
de rahatlatıyor. Ortalama 30 dakikalık yol boyunca pilotlarla sohbet sizi
rahatlatabilir.
Uçuşlar rüzgara göre iki kademeden yapılıyor, 1700 ve 1900 metre. Nereden
atlanacağına pilotların tecrübesi karar veriyor. Rüzgar yeterince iyiyse 1700
metreye ulaştığınızda ve herkes araçtan indiğinde varsa heyecanınız ikiye
katlanıyor. Pilot ve yolcu dağılımları kilo ortalamalarına göre yapılıyor ve
pilotunuz giymeniz gereken giysiyi giymenize yardım ediyor, kask takılıyor.
Artık pilotunuz paraşütü sererken beklemek ve adrenalin arttırmak zamanı.
Havalanan bir iki kişiyi, özellikle ayaklarını izlemeniz faydalı olabilir. Daha
rahatlatıcı olanı ise pilota yardım etmek. Bu arada pilotunuz size kısaca
yapmanız gerekenleri anlatıyor.
Herşey hazır olduğunda pilotunuz ilgili bağlantıları yapıyor, bağlantılar bir
yardımcı aracılığı ile kontrol ediliyor ve başlıyorsunuz uygun rüzgarı
beklemeye. Burada pilot önemli. Her esen rüzgar havalanmaya yetmiyor. Pilot
doğru rüzgarı bulana kadar bekliyorsunuz. Bu 1 dakika da sürebilir 10 dakika da.
Önünüzde bir uçurum var. Keyfini çıkarın, adrenalin salgılayın, korkmayın.
Herşey güzel olacak.
Doğru rüzgar geldiğinde pilotunuz paraşütü hemen başınızın üzerine kaldırıyor.
3-5 saniye toparlanma süresi ve... KOŞ !!....
Önce kısa, zor adımlar... sonra koş !! ... Rüzgarın uygunluğuna göre maksimum 5
büyük adım sonra ayaklarınız yerden kesiliyor.
Şimdi başka bir zaman dilimi başlıyor... Sonsuz bir özgürlük hissi...
Uçuyorsunuz...
İşyerindeki problemleriniz, sıkıcı şehir hayatınız, trafik, yaz sonunda
başlayacak olan okulunuz hatta uçmaya başlamadan önce son olarak ne düşündüğünüz
bile yok aklınızda... hepsi bir anda yok oluyor... altınızda dünyanın en güzel
kenti var, uçuyorsunuz ve güvendesiniz...
Pilotunuz soruyor:" Sorun var mı?" Şaka gibi...
Babadağ yamaçlarında süzülmeye başlıyorsunuz önce. Rüzgarın durumuna göre
kalkıştan hemen sonra dağ seviyesini aşmanız mümkün, yine rüzgarın durumuna göre
hemen seviye düşürüp termal rüzgar akıntılarında alçak seviye uçuşu yapmak da.
Gerçekten uçtuğunuz hissine nesnelere yaklaştıkça hissediyorsunuz... Gerçekten
kelimelere sığmayacak bir duygu. Havadayken bu sporun neden bu kadar hızlı
fanatik kazandığını anlamak hiç zor değil.
Yavaş yavaş Ölüdeniz üzerinde uçmaya başlıyorsunuz... Manzaranız konuşunda tek
şüpheniz bile olmasın... Bu ana kadar baş dönmesi kusma gibi pilotların da
alışkın olduğu bir sorun yoksa aşağıya bakmanızı tavsiye ederim... Herşey maket
gibi ve siz az önce şuradaydınız... komik...
Deniz üzerine geldiğinizde pilotunuz keyfinizi ikiye katlıyor, kaskınızı
çıkarıyor... Saçlarınızın arasına rüzgar dolmaya başlıyor...
Ne dinliyor olmak isterdiniz havada? Bunu gerçekten bilemiyorum...
Fly like an eagle?... Born to be wild?... Satisfaction?...
Bir sonraki uçuşta neden yanınızda bir CDman olmasın?
30 dakika ile 1 saat arasında (ki bu süre rüzgarın durumu ve pilotunuzun size
yapacağı kıyak ile ilgili) süren uçuşunuz boyunca son derece rahatsınız.
Fotoğraf çekebilir, kamera kullanabilir, hatta dergi bile okuyabilirsiniz.
Pilotunuzun elinde bir de kameravar sizi görüntülüyor eliniz boş geldiyseniz bu
kamerayı da kullanabilirsiniz. Aşağıya indiğinizde kasete sahip olmanız da
mümkün ki bence kaseti alın... böyle birşeyi insan kaç kez yapar ki? -Dedem
keyifli bir adammış cümlesini duyarsınız...
Uçuşunuz yavaş yavaş sona eriyor... Nesneler yaklaşıyor, uçtuğunuzu bir kez daha
net olarak hissetmeye başlıyorsunuz. İniş anınızı görüntülemek isterseniz pilot
kamerayı size veriyor... İnmek havalanmaktan da kolay. Yere temas anında
ayağınızı yere sağlam basmanız ve yürür pozisyona geçmeniz yeterli. 3 adım sonra
duruyorsunuz. İlk anda yüzünüzde ister istemez garip bir gülümseme oluyor. Bunu
engellemek güç, bütün kaslarınız gevşiyor... hemen şirketinizin elemanları
üzerinizdeki ağırlıkları alıyor. Kendinizi hala havada hissediyor olmanız
doğal...
Uçmadan önce sizin diğerlerini imrenerek izlediğiniz gibi sizi de izleyenler
var. Onları farketmeye başlıyorsunuz hemen 3-5 saniye sonra. Göğüsünüz
kabarıyor... Evet yaptınız...
Üzerinizdekileri çıkartıyorsunuz ve rezervasyonunuzu yaptırdığınız yere girip
pilotunuzun kaydettiği görüntüleri izlemeye başlıyorsunuz...
İzlemek aynı hissi vermiyor... Orada olmanız gerekiyor...
Gökyüzü artık sizinde tutkunuz.
Notlar:
*Yamaç Paraşütü gerçekten güvenli mi?
Evet yamaç paraşütü de her spor gibi bilinçli yapıldığı takdirde futbol kadar
güvenli.
*Yamaç Paraşütü için en iyi yer neresi?
Ölüdeniz bu sporu yapmak için dünyanın en güvenli ve uygun yeri. O yüzden
dünyanın her yerinden bu sporu yapmak için gelen pilotlara rastlamak mümkün.
*Yamaç Paraşütü neden bu kadar pahalı?
Bir paraşütün uçuş ömrü 400 saat. Buna iniş ve kalkışlardaki yıpranmayı da
katarsak bu süre oldukça kısalıyor. Bir paraşütün fiyatı iste $4000 civarında.
Sizi yukarıya çıkaran kamyonun yakıtı, bakımı ve 2 haftada bir değişen
lastikleri, Orman Bakanlığı''nın dağa her çıkış için aldığı ücret (bu ücret
müşteriden değil pilottan alınıyor ki bunu çok enteresan buldum çünkü
profesyonel bir ekip olarak yukarıya çıkıp atlamayan gruplar var), pilotun
emeği, şirketin giderleri vs. gibi kalemler işin içine girdiğinde fiyatın böyle
olması gayet doğal oluyor.
*Yamaç Paraşütü nasıl öğrenebilirim? Nasıl yalnız uçarım?
Sizi uçuran şirketler aynı zamanda eğitim de veriyor. 4 haftasonu süren bir
eğitime tabi tutuluyorsunuz ve kendinize sonrası için bir kanat (paraşüt)
edinmeniz gerekiyor...
Yamaç Paraşütü eğitimini veren bir diğer kurum ise IKARUS.
www.ikarus.com.tr
ÖLÜDENİZ''DE GECE
Gün boyunca tatilin, gezilerin, denizin tadını çıkaranlar havanın kararmaya
başlamasıyla Belcekız sahiline gelmeye başlıyorlar.Kaldıkları konaklama
tesislerinde açık büfe yemeklerini yiyip bu kalabalığa katılanlarla daha da
hareketlenen sahil boyunda gezinenlerin bir kısmı cafe-barlarda müzik eşliğinde
yorgunluk atarken , ressamların karşısında poz verenler,çarşıda kuyumcu
galerilerini gezenler,hediyelik eşya dükkanlarında alışveriş yapanlar,veya
acenteların günübirlik geziler ile yamaç paraşütü videolarını izleyenlerle
canlılık geç saatler kadar devam ediyor.
Bu arada Yamaç paraşütü için geçenlere teklifte bulunan acente görevlilerinin
bu teklif karşısında yerli turistlerden en çok duydukları cevap "sen kafayı mı
yedin.?Ben ecelime susamadım" oluyor .Sabahın erken saatlerinde rüyalarında
görmüşçesine dağa çıkış yaparak uçuşa geçenlerle Ölüdeniz bir başka güne
başlarken yöreye gelen turistlerin hemen hemen hepsi Hisarönü yoluyla
terkedilmiş hayalet şehir görünümlü Antik Kayaköyü ziyaret ederek, kiliseyi,
çeşmeyi, içinde oturulmayan evleri görmeyi de ihmal etmiyorlar.
NE YENİR?
Ölüdeniz her bütçeye göre restoran, Pizza, cafe, Fast-food türü yemek yenecek
bir çok yer barındırıyor. Çarşı içinde disko-barlar gerek dekorları gerekse
çaldıkları müzik ile dikkat çekiyorlar. Kiminde Davut Güloğlu''nun "Oy Nurcanım"
adlı parçası çalınca tüm turistler sokağa uzayan halaylar çekiyor kimisinde "Bıdı
Bıdı Çekirge" parçasında kahkahalar kopuyor.
Asena caddesinde Belcekız''ın sevilen barlarından biri olan "Tequila Bar "Kovboy
şapkalı servis elamanlarınca servis edilen özel kokteyleri, düzenledikleri "Lady
is Night", Orman Partisi, 60 lı ve 70 li yılların müziği ile dikkat çekiyorlar.
4 işletmeci ve Hintli aşçının hazırladıklarının yanı sıra kokteyllerden
bazılarının formülünü sihirlitur okurları için aldım. Tequila içine Fethiye
yöresinin en acı biberleri toplanıp konuyor bu şekilde iki ay bekletiliyor.
Tequila içinde aroma kazanan içkiye domates suyu ilave edilerek limitler
ölçüsünde Tabasco (acı biber sosu) katılıp şişeyle servis ediliyor!bu içkinin
porsiyon fiyatı 15 milyon TL.Bir başka kokteyl ise "Ölüdeniz" İçinde Malibu,
Harmania, Baileys, portakal suyu, şeftali suyu, süt bulunuyor Bu kokteylin
kadehi de 6 milyon dan sunuluyor.Konuklar serinleticilerini içerken "DJ Pako"
lakaplı Hakan''ın seçtiği uyumlu müziği dinliyorlar.
NASIL GİDİLİR?
İstanbul dan özel araçla çıkış yapanlar Yenikapı''dan feribota yükledikleri
araçlarıyla Bandırma dan itibaren veya Eskihisar -Topçular arasını feribotla
geçip Yalova-Bursa yoluyla Balıkesir e gelebilirler. Bursa yaklaşımında yol
çalışmalar var.Tek yönlü yol Karacabey''e dek uzanıyor.Ağır tonajlı kamyonların
asfalt üzerinde avuç içi şerit çukurlara neden olduğu bu nedenle sollamalarda
dikkatli davranılması gereken Susurluk-Balıkesir arasında Susurluk bölümü
sabırla geçilmesi gereken hala dar bölümler içeriyor. Manisa üzerinden rampalar
aşılırken bazı bölümler de yol genişletme islah çalışmaları yapılıyor.
İzmir e girmeden Aydın Otoyoluna bağlananlar bilhassa tünel içi tavsiye
edilen 80 km hız limitlerine riayet etmeliler. Otoyol trafik görevlilerince
radar kontrolünde bulundurulup gişelerde durdurulan araçlara ceza uygulanıyor.
Çine Çayı sularını değerlendirmek amacıyla yapılan Çine Barajı nedeniyle üst
bölümde yeni açılan yol kalitesiyle rahat bir yolculuk yapmanızı sağlıyor. Muğla
çevre yoluyla Gökova Sakar Geçidi inilip Köyceğiz, Dalaman yolu ile genişletilen
ve bir bölümünde yapımı devam eden Göcek üzerinden Fethiye girişi yoluyla
Ölüdenize ulaşabilirsiniz. Belcekız''da birkaç otopark bulunuyor.
Not: Ölüdeniz''den çevreye yapılan tekne turları kasım ayına dek sürüyor.
Yamaç Paraşütü veya Günübirlik Tekne turu düzenleyen acenteler: Focus: 0 (252)
617 04 01 -617 04 23
Easy Rider: 0 (252) 617 01 14
The Major Company: 0 (252) 617 01 75
NEREDE KALINIR?
Ölüdeniz ,özelliklede Belcekız veya Hisarönü tam anlamıyla konaklama tesisi
açışından her çeşidine rastlanan yatak kapasitesi zengin bölgeler.Hisarönü''nde
konaklayanlar yüzme havuzlarını veya minibüslerle taşındıkları Ölüdeniz''e
gelirken Belcekızda kalanlar nispeten plaja daha yakın olabiliyorlar.
Hotel Montebello: Ölüdeniz rampası başındaki yan sokakta bahçe içinde yer
alan yüzme havuzlu otel nispeten sakin ve sessiz (Otel müşterileri turist
grupları uçağa yetişmek için erken kalkıp kapıları çarparak çekout olmadığı
zamanlarda) 80 odalı otelin hepsi balkonlu, klimalı, banyolarında saç kurutma
cihazları bulunuyor. Yarım pansiyon açık büfe servis, kahvaltı konaklanan
tesiste bilardo, büyük ekran TV, bar yer alırken arzu edenler bilardo
oynayabiliyor. Özel araçları ile gelenler park sorunu yaşamıyor. Otelin
Fethiye''ye uzaklığı 12 km. Dalaman Hava alanına 56 km, Plaja uzaklığı ise 600
metre.
Tel: (0-252) 617 00 22-617 00 32
Sahilde paraşütleri seyrederek oturup bir şeyler içmek için nezih mekanlardan
biri de Sun Cafe restaurant bar olabilir.
Tel: (0-252) 617 06 30
Club hotel Meri: (0-252) 617 00 01
Ölüdeniz Resort Hotel: (0-252) 617 00 20
Bella Vue Butik Hotel: (0-252) 617 00 66
Green Forest Holiday: (0-252) 616 70 01