Güney''in antik kenti; Patara...
İnsanın vücudunda jakuzi etkisi yapan hırçın dalgalarda doyasıya yüzmek, şifalı kumlar üzerinde yürümek, antik kent kalıntıları arasında Hafringer cinsi atlarla turlamak, kum tepelerde gün batımını izlemek ve yemeğinizi kır lokantalarında yiyip, geceyi rock barlarda noktalamak istiyorsanız, Patara tam size göre...
Anadolu uygarlıklarından Likya''nın önemli limanlarından biri olan Patara, doğanın cömert davrandığı bir bölgede yer alıyor. Çölü anımsatan kumları, tertemiz denizi ve çam ormanlarıyla ünlü yöre, bünyesinde birçok sürpriz saklıyor. Patara antik kenti, 15 kilometre boyunca devam eden sahil bandının hemen gerisinde kurulmuş. Tiyatro, su kemerleri, anıt mezarlar, lahitler ve kilise, arkeolojik çalışmalar sonucunda gün ışığına çıkarılanlardan.
Fakat kentin büyük bir bölümü, rüzgarlarla bir yerden bir yere taşınan kumlar altında saklı. Kum taşınmasını önlemek amacıyla geliştirilen bir proje dahilinde iklime uygun dikilen akasya ve bitki türleri bölgeye ayrı bir güzellik katarken; koyu pembe çiçekli zakkumlar ve çam ağaçlarıyla bütünlük sağlıyor. Patara''da yerleşim alanı, Gelemiş Köyü antik kentinin 2 kilometre gerisinde yer alıyor. Bölge aynı zamanda betonlaşmaya karşı koruma alanı ilan edilmiş.
Gün başlıyor
Patara''da sabah, kuş, horoz, kuzu, inek sesleriyle uyanıyorsunuz. Parlak bir hava, çam ve deniz kokan esintiyle uyku mahmurluğundan kurtulanların ilk işi, kahvaltı sonrası yürüyüş. Daha sonra sıra, minibüsle ulaşılan eşşiz güzellikteki kumsala uzanıp, denizin tadını çıkarmaya ve gecenin yorgunluğunu sıcak kumlara bırakmaya geliyor. Alabildiğine geniş, uzun ve vahşi kumsalda rüzgar, denizde ise dalga hiç eksik olmuyor. Akdeniz''in sayılı temiz denizine sahip Patara''da sahile vuran dalgalar vücutta jakuzi etkisi yaparken, kulaç atmaya çabalamaktan yorgun düşüyorsunuz.
Kum zerreciklerini zeminde alıp vücudunuza yapıştıran rüzgara, Patara''nın yakıcı güneşi eklenince nasıl bronzlaştığınızı akşam daha iyi farkediyorsunuz. Caretta Caretta''ların da ziyaret ettiği Patara''nın kum yapısı oldukça ilginç. Binlerce yıl önce temiz denizlerin göstergesi olan bir çeşit mikroorganizma ürünü bu kumlar üzerinde kum kürü yapanlar, ağrı ve sızıdan kurtuluyorlar. Plajın yoğun bölümünün hemen arkasında, ahşap kafeterya ve oturma üniteleri bulunuyor. Burada plaj sakinlerine yiyecek-içecek servisi yapılıyor.
Çevrede gezilecek yerler
Xantos, Letoon, Sdyma, Pınara, Tlos ve Telmessos, gün içinde gidip gezebileceğiniz antik kentlerden bazıları. Doğa harikası Fethiye Saklıkent kanyonu ile Ölüdeniz''i de turunuza katabilirsiniz. Çok yakın bir başka yer ise, Kalkan (Kaputaş) ve Mavi Mağara.
Kum tepelerde at safarisi
Patara''da İlhan Çırpan''a ait at gezileri düzenleyen "Sultan Han" isimli bir çiftlik yer alıyor. Çiftlikte, geçen yıl eğitilmeye başlanan 10 adet Hafringer cinsi at bulunuyor. Alman harbinde top arabası çekmekte kullanılan bu atlar, günde 60-70 kilometre yol yürüyüşü yapabiliyor. Avusturyalı annelerinden Karacabey harasında üretilen taylar, Patara''nın dağ yollarına ve kum tepelerine kolayca uyum sağlamışlar. Rüzgar, Nazlı, Arzu, Babür gibi isimler taşıyan atların saati, 20 Mark. At gezileri, sabah serinliğinde ve akşam saatlerinde yapılıyor.
Rehber eşliğinde 8 atla yapılan bu geziler, sabah 06:00-07:00 saatleri arasında başlıyor. Yemi yedirilen, suyu içirilen, temizlenen ve yeleleri taranan uysal atlar, konukların arzusuna göre yön çiziyorlar.Çok değerli özel yapım Amerikan kovboy eyerlerinin üzerinde yapılan bu gezilerde; birinci adım kanal boyu, ikinci adım yeşillik vadi, üçüncü adım ise kum tepeler ve deniz. Yol boyunca orman, vadi ve antik kentlerden geçiliyor. Daha önce hiç ata binmemiş olsanız bile, çiftlikte verilen bilgiler doğrultusunda ve 3-4 turluk denemelerde 10 dakikada at binicisi olabiliyorsunuz.
Rezervasyon: (0242) 843 51 60
Kum tepelerden gün batımı
Alternatif turizmde bir başka keyif de, kum tepelerde yaşanıyor. Gün batımında önce sararan, sonra kızıla boyanan kum tepeler üzerindeki dalga hareketlerini, gölgeleri ve bir yüzü karanlıkta kalan tepe silüetlerini izlemek veya fotoğraflamak bile, başlı başına Patara''ya geliş nedeni olabilecek özellikte. Rüzgarla kapanan kumdaki ayak izleri, yeniden şekillenen kum tepeler, denize batan güneşten önce ortaya çıkan pastoral kompozisyonlar, büyüleyici güzellikte.
Eşen Çayı üzerinde "kano" serüveni
Xantos''un kızılderilileri...
Son yılların en gözde aktivitelerinden biri; Eşen Çayı üzerinde yapılan kano gezileri. Şimdi Saklıkent Kanyonu''ndan doğan ve bir kolu Kınık''tan geçen Eşen Çayı''nı; tıpkı Kızılderililer''inki gibi dizayn edilmiş kanolarla gezmeye gidiyoruz.
Nehir altınızda bütün hırçınlığıyla akıp gidiyor. o anda yapacağınız en iyi hatta tek iş; bindiğiniz teknenin burnunu dik tutmak ve devrilmemeye çalışmak. Tabii etraftaki kayalardan da mümkün olduğunca uzak durmak... Son yıllarda artan alternatif turizm türlerinden biri de rafting. Özellikle güney sahilleri, yıl boyunca rafting meraklılarıyla dolup taşıyor. Dağlardan doğan ve küçük akarsularla beslenen nehirlerin çoğu rafting için uygun. İşte bunlardan biri de Eşen Çayı.
Saklıkent Kanyonu''ndan doğan ve bir kolu Kınık''tan geçen Eşen Çayı''nda, macera gün boyunca bir çok aktivite ve heyecanla sürüp gidiyor. Bu maceraya katılan yerli-yabancı turistler, gün boyu eğlenme olanağı buluyorlar. Kınık''ta köprü altında başlayıp Çayağızı''na kadar süren 16 km''lik Eşen Çayı''nda, yaklaşık 4 saat su üstünde kalınıyor. Sabah 11:00''de başlayan kano yolculuğu, çeşitli molalarla 17:30''a kadar sürüyor.
Kanolar ve teknik özellikleri
Kanada tipi polyester kanolar, genelde iki kişilik. Aileler bazen çocuklarını da yanlarına alabiliyorlar. Bir kanonun ağırlığı 60 kilo. Ancak bu kanolar yaklaşık 200 kilo taşıma kapasitesine sahipler. Bulduğu sürati sürekli kılacak ve dönüşü kolay olan bu kanolar, aynı Kızılderililer''in kullandığı biçimde dizayn edilmiş. Tur acentası, sigorta yaptığı konuklarına can yeleği, bot, kürek, yiyecek, içecek, ulaşım ve rehberlik hizmeti veriyor. Kano geçişi sırasında grubun arasında mutlaka 3-4 rehber bulunuyor ve güç durumlarda konukların yardımına koşuyor. Mart ayı sonunda başlayan geçişler, Kasım başına kadar sürüyor. Bu arada rehberler, mehtaplı gecelerde kano geçişi yapıp, kendi aralarında aktiviteler yaşıyorlar.
Kızılderililer gibi
Kano geçişine katılacak grup, sabah 10:30''da Gelemiş Köyü Dardanos Travel acentası önünde toplanıyor ve minibüslerle Eşen Çayı kıyısına geliniyor. Acenta yöneticisi Mete Albayrak, grubun lisanına göre kano geçişinin nasıl yapılacağını, nelerin görüleceğini, küreklerin nasıl kullanılacağını, düz pedal-ters pedal hareketlerini, dönüşleri, şelale geçişlerini nasıl yapacaklarını, özetle bütün bunların püf noktalarını öğretiyor. Sabırsızlıkla kanolarına binenler, belirli aralıklarla kendilerini nehrin akışına kaptırıyorlar. Ve ilk şelale noktasına geliniyor...
Daha önceden şelale dönüşüne yerleşen rehberler, Polat Korkmaz ve Recep Tunç, acemi kanoculara burada yardım ediyorlar. Eşen Çayı''nın zaman zaman yavaş, zaman zaman deli gibi aktığı yerleri, akıntını karşı kıyıya çarpıp geri geldiği bölgeyi ve şelale noktalarını başarıyla geçen kanocular, ilk mola yerlerine varıyorlar. Burası, çıkıştan yaklaşık yarım saat sonra ulaşılan çamur banyosu. Mineral miktarının en yoğun olduğu toprak, killi. Fakat kükürt barındırmadığı için, kokusuz. Çamur havuzları 50-60 cm derinlikte küçük gölcüklerden oluşuyor. Önceleri vücuda krem gibi itinayla sürülen çamurlar, yarım saatlik mola sırasındaki debelenmeden sonra tam bir çamur banyosuna dönüşüyor.
Tepeden tırnağa çamur bulanan, minicik göle çivileme, balıklama atlayan ve tanınmaz hale gelen turistler, bu halde fotoğraflarını çektirdikten sonra; bu kez de 16 derecedeki temiz dağ suyuna sahip Eşen Çayı''na dalarak çamurlarından arınıyor ve ikram edilen soğuk meşrubatlarını içerek yollarına devam ediyorlar. Çayın iki yakasında yer alan okaliptüs ağaçları, zakkumlar, sazlıklar ve dönüşler geçilince kıvrım kıvrım uzanan çayda, yani çıkıştan 6.5 kilometre uzaklıkta yemek molası veriliyor. İştahla yenen ızgaralardan sonra bu macera, akşamüstü Çayağızı mevkiinde kano geçişiyle son buluyor.
Kano geçişine katılmak için Dardanos Travel acentasına, kişi başına 35 mark karşılığı Türk parası ödeniyor. Rafting''e katılanların yanlarında mayo, şort, suya dayanıklı ayakkabı ve tişört getirmeleri gerekiyor.
Dardanos Travel Acentası
Tel: (0 242) 843 51 51
Faks: (0 242) 843 51 10
Xanthos''ta gün batımı
Kınık''a gelen turistlerin uğrak yerlerinden biride Xanthos antik kenti. Eğer Xanthos''u gezmeye karar verdiyseniz, gün batımını izlemeyi ve bu sırada silüetleşen harabeleri fotoğraflamayı sakın unutmayın. Lykia''nın en önemli kentlerinden biri olan Xanthos, Hellence''de "Sarı" anlamına geliyor. Pers egemenliğine kadar bağımsız olarak yaşamış antik kentte, en çok dikkati çeken tarihi yapı savaş anıtı. 8.87 metre yükseklikteki bu mezar anıt, kayalardan oyulmuş masif bir paye ile dört yüzü frizle çevrili küçük bir mezar odasından oluşuyor.
Üstü bir kapak taşıyla örtülü bu odadaki anıt mezarların kabartmaları, 1842 yılında İngiliz Fellows tarafından Londra''ya götürülmüş. Yerlerine de orijinallerinden alınma alçı kopyalar konulmuş. Kabartmalarda mezar sahibi ve eşine, diğer aile bireylerinin, sundukları hediyeler konu ediliyor. Kuzey ve güneydeki yarı kuş-yarı kadın şeklindeki Siren adı verilen yaratıklar, bebekleri sembolize ediyor ve ölünün ruhunu gökyüzüne taşıyor. Bu mezarın M.Ö. 470-480 yıllarına ait olduğu tahmin ediliyor.
NE YENİR?
Gelemiş Köyü çarşısı içinde, bahçeli ve çok sayıda kır lokantası var. Piliç çevirme-ızgara et yapanlar, yörük çadırı dekorlu yer sofralı gözlemeciler ve kafeler arasında, seçim yapmak hayli zor.
Florya Restaurant
Tel: (0-242) 843 50 33
Bahçe içi, ağaç altı, fonda çalan hafif müzik eşliğinde vitrinden seçeceğiniz soğuk mezeleri, et, tavuk, balık siparişlerini restaurant şefi Ahmet Erbil''in samimi servisiyle yiyebilirsiniz.
Köyde çok sayıda müzikli bar da yer alıyor. En yeni CD lerle dans etme olanağınız da mevcut.
NASIL GİDİLİR?
Uçak yolculuğu seçenler için Patara''ya en yakın havaalanı Dalaman, 110 kilometre uzaklıkta. Fethiye-Kaş karayolu üzerinde bulunan Patara''ya, Kaş ve Kalkan''dan direk otobüs seferleri var. Anayol üzerindeki sapaktan içeriye giden Patara minibüsleri bulunmakta. Ancak kalacağınız otele daha önceden haber verirseniz, otel görevlileri sizi servis araçlarıyla karşılayıp, dönüşte biletinizi ayırıp, otobüse kadar bindiriyorlar.
Patara''da oto kiralama acentaları, Marmaris, Pamukkale, Afrodisias, Bodrum gibi turistik merkezlere tur düzenleyen şirketler de var. Arzu edenler, Kınık deresi üzerinde yapılan kano geçişlerine katılabilirler. Su altı dalışlarına meraklı olanlar ise, (0 242)843 52 05 nolu telefonlardan Light Tour ile bağlantı kurabilirler. Yola özel araçla çıkanlar ise, karayollarının titiz çalışmaları sonucu virajlardan kurtarılarak kısaltılan geniş ve rahat bir yolla, Antalya-Kaş veya Dalaman-Göcek yönünden Patara''ya ulaşabilirler.
NEREDE KALINIR?
Patara, yüksek yatak kapasitesine sahip bir turizm merkezi. Yörede ekonomik fiyatlı pansiyonlar ve oteller yer alıyor. Çevreye hakim panoramik manzarası ile Otel Marinem Patara Resort, yüzme havuzu, spor tesisleri gibi çeşitli üniteleri ile hizmet veriyor.
Tel: (0 242) 843 50 96
Bölgedeki diğer tesisler şunlar:
Patara Gate: Otel,karavan,kamping imkanlı, havuzlu, geniş bahçeli ve 20 odalı tesise, iki kişi oda+kahvaltı hizmet uygulanıyor.
Tel: (0 242) 843 51 68
Rüya Aile Pansiyon: 11 oda, 27 yataklı, vantilatör ve cibinlik ilaveli özellikleri bulunmakta. Abdullah-Hülya Diker tarafından işletilen aile tipi mutfaklı, otoparklı bu pansiyon, Gelemiş Köyü içinde bulunuyor.
Sisyphos, Assos, Xantos, Likya, Merhaba, Sema, Delfin, Roze, Akay, Paradise ve Flower yöredeki diğer konaklama tesislerinden bazıları.